İşe Alımda Uyuşturucu Testi Gündemde: Hukuki Sınırlar ve “Makul Şüphe” Şartı Türkiye’de artan uyuşturucu operasyonları ve madde kullanımına ilişkin veriler, özel sektörde yeni bir uygulamayı tartışmaya açtı. Özellikle bazı şirketlerin işe alım süreçlerinde yasaklı madde testi talep etmeye başladığı, laboratuvar firmalarının ise başvuruların birkaç kat arttığını belirttiği ifade ediliyor. Test ücretlerinin ortalama 2.200 TL seviyelerinde olduğu konuşuluyor.
Türkiye’de artan uyuşturucu operasyonları ve madde kullanımına ilişkin veriler, özel sektörde yeni bir uygulamayı tartışmaya açtı. Özellikle bazı şirketlerin işe alım süreçlerinde yasaklı madde testi talep etmeye başladığı, laboratuvar firmalarının ise başvuruların birkaç kat arttığını belirttiği ifade ediliyor. Test ücretlerinin ortalama 2.200 TL seviyelerinde olduğu konuşuluyor.
Peki işverenler çalışanlardan ya da adaylardan uyuşturucu testi isteyebilir mi? Bu talebin yasal dayanağı var mı?
Konu başta İş Kanunu olmak üzere, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve iş sağlığı–güvenliği mevzuatı çerçevesinde değerlendiriliyor.
İşveren, işe girişte veya iş sözleşmesi devam ederken bazı sağlık testlerini talep edebilir. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Uyuşturucu ve alkol testleri;
İşin niteliğiyle doğrudan bağlantılıysa,
İş sağlığı ve güvenliği açısından zorunluluk taşıyorsa,
Ölçülülük ilkesine uygunsa,
Çalışanın açık rızası alınmışsa
hukuka uygun kabul edilir.
İş Kanunu’nun 25. maddesi kapsamında, çalışanın işyerine uyuşturucu ya da alkol etkisi altında geldiğine dair makul ve somut bir şüphe varsa işveren test talep edebilir.
Bu şüphe;
Davranış değişiklikleri,
İş güvenliğini tehlikeye atan hareketler,
Tutanak, tanık beyanı veya kamera kaydı gibi somut delillerle desteklenmelidir.
Rastgele veya tüm çalışanlara yönelik keyfi uygulamalar hukuki risk doğurabilir.
Askeri personel, güvenlik görevlileri, itfaiyeciler, savunma sanayii, ulaşım, havacılık ve nükleer enerji gibi yüksek riskli alanlarda test talepleri daha güçlü bir hukuki zemine dayanabiliyor. Bu mesleklerde kamu güvenliği ve iş kazalarının önlenmesi öncelikli kabul ediliyor.
Ancak bu durum bile temel hakların tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Uygulamada bazı işverenler bireysel iş sözleşmelerine test maddeleri ekliyor. Bu mümkün olmakla birlikte;
Testin türü ve amacı açıkça belirtilmeli,
Çalışan detaylı şekilde bilgilendirilmeli,
Açık rıza alınmalıdır.
KVKK’ya göre sağlık verileri “özel nitelikli kişisel veri” sayıldığından, bu verilerin işlenmesi sıkı kurallara bağlıdır.
Çalışan ya da aday testi reddetme hakkına sahiptir. Zorla test uygulanamaz.
Ancak özellikle yüksek riskli pozisyonlarda test şartını kabul etmeyen adayla iş sözleşmesi yapılmaması mümkün olabilir. Bu durum her olayın kendi koşullarına göre değerlendirilir.
Uyuşturucu veya alkol bağımlılığının sürekli ve iş görme borcunu yerine getirmeye engel olacak düzeyde olması halinde işveren fesih hakkını kullanabilir. Ancak sağlık sebebiyle yapılan fesihlerde kıdem tazminatı yükümlülüğü doğabilir.
Öte yandan işveren gerekli iş sağlığı önlemlerini almaz ve çalışan bu nedenle sağlık sorunu yaşarsa, işçi haklı fesih hakkını kullanabilir.
Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından kabul edilen uygulama kodlarında da çalışanın teste itiraz hakkı vurgulanıyor. Testlerin başvuruya konu işle doğrudan ilgili olması ve temel haklara zarar vermemesi gerektiği belirtiliyor.
Özetle, uyuşturucu testi talebi tamamen yasak değil. Ancak işverenin meşru bir amacı olmalı, ölçülülük ilkesine uyulmalı ve özellikle “makul şüphe” unsuru somut verilere dayanmalı. Aksi halde hem iş hukuku hem de kişisel verilerin korunması açısından ciddi yaptırımlar gündeme gelebilir.
Yorumlar